Kişisel gelişim,  Nefes,  Thetahealing,  Yoga

Merhaba Dünya!

Hatırladığım ilk anım, babamla çam ağaçlarının altından kozalak toplamamızdı. Kozalakları inceler, içinde fıstık bulmaya çalışırdık. Kozalakların içinde fıstık bulduğumuzda, sanki bir mucizeye tanık olmuş kadar sevinirdik. Çam ağaçları, kozalaklar ve babam o zaman benim küçük ama bir o kadar da büyük dünyamı oluşturuyordu. Üç yaşımdan beri çam ağaçlarını sadece bir ağaç olarak görmüyorum. İçlerinde kim bilir keşfedilebilecek ne mucizeler var?
Kızlarım doğduklarında da onları mucize hissiyle karşıladım. Ya da yeni bir şey öğrendiğimde hep bu mucize hissini yaşadım. Bu his bana, ön yargılarımdan serbest kalmayı, insanları genellememeyi, herkesin çok özel ve keşfedilebilecek birer mucize olduklarını öğretti.
Bu anımın ilk paragrafını Söke Lisesi’nin ikinci sınıfındayken yazmıştım. Nasıl tamamladığımı hatırlamıyorum. Şimdi farklı bir bakış açısıyla tamamlıyorum.O zaman ki edebiyat öğretmenim, hikayemi çok beğenmişti ve benim yazdığıma inanmamıştı. Bir yerlerden alıntı olduğunu düşünmüştü. O sıralar dünya klasikleri okuyordum. Tolstoy’un bir romanından etkilenip esinlendiğimi hatırlıyorum. Alıntı değildi fakat esinlenmiştim. Bunu öğretmenime söylediğimde yazdığım hikaye çöpe gitmişti.Ben de yazmayı bırakmıştım.
Bilinçaltı çalışmaları yaparken bu anıma gittim ve <<öğretmenim acaba bana ne öğretmek istemişti?>> diye düşündüm. Şimdi anlıyorum, aslında kimseyi gözünde fazla büyütme demek istemişti. Özgüvenli ol ve yeteneklerine güven. Yoksa yeteneklerin çöpe gider.
Dünya mucizelerle dolu, keşfedilecek bir oyun alanı. Karşılaşacak çok insan, biriktirilecek pek çok anı, ve öğrenilecek pek çok deneyim var.

Merhaba Dünya…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir